Futbol spor dalları içinde en erkeksi imaj çizen ve son yıllara kadar da sadece erkeklerin ilgilendiği sporun ötesinde bir yaşam biçimidir. Yaşam biçimi olmasının sebebi ise takım taraftarlarının yaptığı derbi maçlar öncesi koreografi hazırlıkları, deplasman yolculukları gibi bir çok fedakarlığı bir spor aktivitesi amacıyla değil, aidiyet duydukları camialarına olan vefa gösterisi şeklinde sunmalarıdır. Taraftarın spor ile doğrudan bir ilişkisi yoktur, tuttuğu takımın antrenmanını izlemeye gider ama keşke ben de yirmi tur takımdan ayrı düz koşu yapayım demez. Taraftar hafta sonu yapılacak maçta nasıl bir şov yaparımın derdindedir. Tuttuğu takıma fedakârca bağlanmasının sebebi, erkeğe yetiştirilirken güçlü olmalısın, evin direği sen olacaksın, fedakârca aileni korumalısın gibi bilinçaltına yerleştirilen mesajlar neticesinde aidiyet duyduğu camiayı da ailesi gibi hissetmesinden kaynaklanıyor olabilir.
Son yıllarda Futbol’un bir nevi şov olduğunun farkına varılması ve parasal bir karşılığı olan bu gösterinin pazarlamasını yapanlar, ekonomi çarkını en hızlı döndüren ''alışveriş çılgını'' kadınların da futbolu izlemesi gerektiğini düşünmüş oldukları için olsa gerek stadyumlarda kadınları da görmeye başladık. Kadınlar olmasa statlar dolmayacak mı diyenler olabilir ama spor endüstrisi sadece bilet satmakla dönmüyor. Forması, atkısı, özel hediyelik eşyaları vb. çeşitli satış kalemleri olan spor endüstrisi artık evimizde maç izlerken bile bize para ödettirerek 4-5 milyon avroluk oyuncuların finansını eskinin taraftarları olan, bugünün ise spor müşterilerinden karşılıyor. Kadınların statlarda olması estetik olduğu kadar gerilimi azaltan ve bu sporun bir gösteri sanatı olduğunu hatırlatan bir durum olsa da tamamen kadınlar tarafından doldurulmuş tribünler takımlara bir dezavantaj olarak yansıyor. Fenerbahçe eğer Bursa maçında değil de Galatasaray maçında kadınlar ve çocuklar ‘’cezası’’ almış olsaydı sanırım yer yerinden oynar, sadece spor medyası değil tüm ülke medyası bu durumu tartışırdı. Evet, aslında sadece kadınların ve çocukların olduğu bir maç seyircisiz tribünler kadar kötü değildir ama önemli bir müsabaka için çok büyük bir engel olduğu kesin. Kim bilir belki on yıl sonra bu durum bir handikap olmaz ama günümüz şartlarında değerlendirdiğimizde bariton sesli ve tecrübeli tezahürat yerine tam olarak ne yapacağını bilmeyen ve tiz bir sese sahip tezahürat arasında çok büyük farklar var. Buradaki en büyük sorun kadınlar ve çocukların futbolu güzelleştirmesi ve gerilimi azaltması gereken aktörler olması gerekirken erkekler arasında oynanan bir oyunun disiplin cezası figürü haline getirilmesi durumudur.
Keşke bu bir ceza değil de bir kadınlar günü hediyesi ya da anneler gününe denk gelen maçlarda annelere tuttukları takımlar tarafından verilen bir hediye olsaydı. Erkeklerin asabi imajı yerine, naif ve estetik kadın figürü bu temaşa sanatını daha da güzelleştirir ama eskiden olduğu gibi yarı yarıya olan ev sahibi deplasman seyirci uygulamasına benzer kadın-erkek seyirci eşitliği (ayrı ayrı değil hep beraber bir eşitlik) olsa ve böylece gelecekte ‘’seyircisiz oynama cezası’’ kavramının olmadığı bir futbolu sadece 4-4-2 ve 3-5-2’ gibi kavramlarla tartışsak.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder