29 Mart 2012 Perşembe

Şimdi Neredeler?

Ülkemize büyük umutlarla gelip başarısız olan veya başarılı olduğu halde bile gönderilen yabancı  teknik adamlar bu diyarlardan  gittikten sonra ne yaptılar diye merak eden varsa şöyle buyursun;


Michael Skibbe
2008-2009 Galatasaray
2009-2011 Eintracht Frankfurt
          2011-Eskişehirspor
          2012 Herta Berlin (Beş maç sonra görevine son verildi)





Werner Lorant
          2002 Fenerbahçe
2002-2003 LR Ahlen
2003-2004 Incheon United
          2005 APOEL
2005-2006 Sivasspor
          2006 Saipa Karaj
2006-2007 Kayseri Erciyesspor
          2007 SpVgg Unterhaching
                                                                2007 Kasımpaşaspor
                                                                2008 Liaoning
                                                                2008 SV ATA Spor München
                                                      2008-2009 DAC 1904 Dunajska Streda
                                                                2010 Tebe


Joachim Löw
1998-1999 Fenerbahçe
1999-2000 Karlsruher SC
            2001 Adanaspor
2001-2002 FC Tirol Insbruck
2003-2004 Austria Wien
2004-2006 Almanya Milli Takımı (Yardımcı antrenör)
2006-…… Almanya Milli Takımı


ChristophDaum                   
1993-1995 Beşiktaş
1996-2000 Bayer Leverkusen
2000-2001 Beşiktaş
2002-2003 Austria Wien
2003-2006 Fenerbahçe
          2011 Eintracht Frankfurt
2011-…… Club Brugge


                                                      
       Frank Rijkaard
        2009-2010 Galatasaray
        2011-……  Suudi Arabistan
 


 



     
Zico
2006-2008 Fenerbahçe
          2008 PFC Bundyodkor
2009-2010 CSKA Moskova
2011-……  Irak





Mircea Lucescu
2002-2004 Beşiktaş
2004-…..... Shakhtar Donetsk





Vicente del Bosque 
2004-2005 Beşiktaş
2008-........  İspanya Milli Takımı      

  


 

28 Mart 2012 Çarşamba

Galatasaray 1-Trabzonspor 1

 Oyun konsantrasyonu yok denecek kadar az olan Galatasaray topla oynama istatistiklerinde %54’e %46 üstün olsa da çok kritik noktalarda rakibin baskısıyla değil tamamen oyuncuların birbirini tam olarak takip etmemesi nedeniyle anlamsız pas hataları yaparak Trabzonspor’un oyun direncini arttırdılar. Tehlikeli bir pozisyon sonrası Muslera topu takip edin topa bakmıyorsunuz şeklinde uyarırken aslında gelecek golün nasıl olacağının haberini farkında olmadan veriyordu. Gol öncesi faul vardı veya yoktu ama kritik bir derbi maçta hakemin verdiği kararı tartışırsanız golü de yersiniz. 86. dakikadaki Burak Yılmaz’ın penaltı noktasından topu havaya diktiği pozisyondan sonra atamayana atarlar sözünü doğrularcasına bir pozisyon yakalayan Galatasaray, henüz nerden çıktı bu Mehmet Battal sorusuna cevap bulamayan GS taraftarının saçını başını yoldurtan bir gol kaçırıyor ve sanırım futbol melekleri belki Türk futbol tarihinde ilk ve son kez oynanacak Play Off’un çekişmeli olması için bu maçta da mesaideydiler dedirten bir sonucun yaşandığı bir zirve mücadelesinin son düdüğüyle önümüzdeki maçlara bakmaya devam ediyoruz.

Fenerbahçe 1-Bursaspor 0


  Bazı maçlar vardır taktik ve o çok meşhur oyun felsefesi ne olursa olsun 1-0 olsun bizim olsun dersiniz. Tek bir yara bile sezonu bitirmeye yeter maçlar öncesi takım çok formda olsa dahi iyi top oynamak zordur ki farka gidebilecek bir derbi maçın berabere bitmiş, ezeli rakibiniz 9 olan puan farkını korumuş ise önümüzdeki hafta bir kahraman çıksa da şu maçı alsak daha sonrasını düşünürüz havası eser bu psikolojideki camialarda.  Fenerbahçe’nin bu maçta bir dez avantajı da seyircisizden kadınlı çocuklu ya modifiye edilen bir ceza mı ödül mü anlamlandırılamayan bir durumla çıkacaktı sahaya.
 Fenomen adam Aex çıktı 41. dakikada sahneye ve ‘’arkadaş daha geçen hafta attım buna benzer bir gol buradan, benim önüme indirirsen bu noktada ben de Musa Çözen abim için bir jeneriklik daha çakarım’’ dercesine imzasını attı ve hocası Aykut Kocaman’ın gol rekorunu kırmaya 4 golü kaldı. İkinci yarı Bursaspor oyuna hakimdi, isabetli şutlar çekti Önce Volkan’a sonra direğe takıldı. Daha sonra kale direk dibinin içinden dönen topu gören Galatasaray’lılara‘’ ulen bu kalede kesin bir nane var tam son darbeyi yiyecekken Fener, toplar direkten dönüyor’’ dedirtti. Bazen top sevmez ise o top o kaleye girmez maçlarından birini yaşayan Bursaspor elinden geldiğince mücadele etti ama  sonuçta Fenerbahçe oyun anlamında olmasa da Play Off maçları hatırına futbol meleklerini yanına alarak bu maçı kazandı.

25 Mart 2012 Pazar

Futbol, Kadın, Suç ve Ceza

Futbol spor dalları içinde en erkeksi imaj çizen ve son yıllara kadar da sadece erkeklerin ilgilendiği sporun ötesinde bir yaşam biçimidir. Yaşam biçimi olmasının sebebi ise takım taraftarlarının yaptığı derbi maçlar öncesi koreografi hazırlıkları, deplasman yolculukları gibi bir çok fedakarlığı bir spor aktivitesi amacıyla değil, aidiyet duydukları camialarına olan vefa gösterisi şeklinde sunmalarıdır. Taraftarın spor ile doğrudan bir ilişkisi yoktur, tuttuğu takımın antrenmanını izlemeye gider ama keşke ben de yirmi tur takımdan ayrı düz koşu yapayım demez. Taraftar hafta sonu yapılacak maçta nasıl bir şov yaparımın derdindedir. Tuttuğu takıma fedakârca bağlanmasının sebebi, erkeğe yetiştirilirken güçlü olmalısın, evin direği sen olacaksın, fedakârca aileni korumalısın gibi bilinçaltına yerleştirilen mesajlar neticesinde aidiyet duyduğu camiayı da ailesi gibi hissetmesinden kaynaklanıyor olabilir. 

  
 Son yıllarda Futbol’un bir nevi şov olduğunun farkına varılması ve parasal bir karşılığı olan bu gösterinin pazarlamasını yapanlar, ekonomi çarkını en hızlı döndüren ''alışveriş çılgını'' kadınların da futbolu izlemesi gerektiğini düşünmüş oldukları için olsa gerek stadyumlarda kadınları da görmeye başladık. Kadınlar olmasa statlar dolmayacak mı diyenler olabilir ama spor endüstrisi sadece bilet satmakla dönmüyor. Forması, atkısı, özel hediyelik eşyaları vb. çeşitli satış kalemleri olan spor endüstrisi artık evimizde maç izlerken bile bize para ödettirerek 4-5 milyon avroluk oyuncuların finansını eskinin taraftarları olan, bugünün ise spor müşterilerinden karşılıyor. Kadınların statlarda olması estetik olduğu kadar gerilimi azaltan ve bu sporun bir gösteri sanatı olduğunu hatırlatan bir durum olsa da tamamen kadınlar tarafından doldurulmuş tribünler takımlara bir dezavantaj olarak yansıyor. Fenerbahçe eğer Bursa maçında değil de Galatasaray maçında kadınlar ve çocuklar ‘’cezası’’ almış olsaydı sanırım yer yerinden oynar, sadece spor medyası değil tüm ülke medyası bu durumu tartışırdı. Evet, aslında sadece kadınların ve çocukların olduğu bir maç seyircisiz tribünler kadar kötü değildir ama önemli bir müsabaka için çok büyük bir engel olduğu kesin. Kim bilir belki on yıl sonra bu durum bir handikap olmaz ama günümüz şartlarında değerlendirdiğimizde bariton sesli ve tecrübeli tezahürat yerine tam olarak ne yapacağını bilmeyen ve tiz bir sese sahip tezahürat arasında çok büyük farklar var. Buradaki en büyük sorun kadınlar ve çocukların futbolu güzelleştirmesi ve gerilimi azaltması gereken aktörler olması gerekirken erkekler arasında oynanan bir oyunun disiplin cezası figürü haline getirilmesi durumudur.
 Keşke bu bir ceza değil de bir kadınlar günü hediyesi ya da anneler gününe denk gelen maçlarda annelere tuttukları takımlar tarafından verilen bir hediye olsaydı. Erkeklerin asabi imajı yerine, naif ve estetik kadın figürü bu temaşa sanatını daha da güzelleştirir ama eskiden olduğu gibi yarı yarıya olan ev sahibi deplasman seyirci uygulamasına benzer kadın-erkek seyirci eşitliği (ayrı ayrı değil hep beraber bir eşitlik) olsa ve böylece gelecekte ‘’seyircisiz oynama cezası’’ kavramının olmadığı bir futbolu  sadece 4-4-2 ve 3-5-2’ gibi kavramlarla tartışsak.

24 Mart 2012 Cumartesi

Hayatını Armaya Adamış Centilmeni Saygıyla Anıyoruz.


Ülkemizde dört büyük takımın başkanlık koltuğunun büyük bir güç simgesi haline geldiğini biliyoruz. Ve başkanların ağzından çıkan sözler taraftarlar için kanun gibi algılanıp bir başkan temsil ettiği camiayı istediği gibi yönlendirebiliyorken, bu güç sarhoşluğuna kapılmadan 6-0 gibi bir sonuçta bile alçak gönüllü davranarak rakip kulübün başkanının elini sıkmak taraflı tarafsız tüm futbol kamuoyunda bir şaşkınlığa sebep olmuştu. Nasıl oldu da ortamı geren açıklamalar yaparak taraftar desteğini arkasında alan ve gücüne güç katan kulüp başkanı görüntüsüne ters düşen ve aslında ‘’çok da ihtiyacımız olmayan’’ ve hep lafta kalan fair  play ruhu içinde ezeli rakibinin elini üstelik tarihi bir fark yemişken sıkmıştı Özhan Başkan. Alışılmışın dışında işler yapanlar maalesef aramızdan ayrıldığında hak ettiği saygıyı ve alkışı alabiliyorlar. Başkanlığı süresince çok başarılı olduğunu söyleyemesek de tüm takım taraftarlarının saygısını kazanmış, vefatından sonra Fenerbahçe taraftarını bile samimice saygı duruşuna geçiren ve hayatını Galatasaray armasına adamış bu centilmeni saygıyla anıyoruz.

Üç Beş İki'nin Başlama Düdüğü...

Merhaba 3-5-2 terimi futbol muhabbetine kulak misafiri olmuş ilgili yada ilgisiz bir çok kişinin duyduğu bir terimdir. Üç farklı rakamın bir araya gelmesiyle ifade edilen ve en popüler futbol taktiklerinden biri olan 3-5-2 bu kez bir bloga isim oldu, an itibari ile de ilk yazısının düdüğünü çalan yazar kişisi ilk maçta ya da yazıda :)  lafı daha fazla uzatmak istemez ve önümüzdeki maçlara bakıcaz diyerek bu cümlenin son noktasını koyar. Ha bu arada ilk müsabakada bir imla hatası yoktu ama akşama Erman Hoca yine de bir baksın TV'den Uğur'cum.